* Oturum Aç   * Kayıt Ol


Son ziyaretiniz:
Sistem saati: Çar Eyl 08, 2010 12:10 am
Cevapsız iletiler
Aktif konular



Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: ErdoÄŸan'ın Davos Çıkışı SP ve Kürt Oylarına Yönelik
İletiTarih: Cum Åžub 06, 2009 1:17 pm 
Çevrimdışı
Üstteğmen
Üstteğmen
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Kas 07, 2006 1:36 pm
İleti: 423

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Erdoğan’ın Davos’taki çıkışını hem kendi tabanının Saadet Partisi'ne kaymasına hem de Kürtlerin oylarına yönelik bir tavır olduğunu söyledi. Ayrıca "Ergenekon sistemi çözülmeden bu ülkede hiçbir şey tam olarak anlaşılamaz" diyen Öcalan, "Savcılar Ergenekon'la ilgili neden gelip benim ifadelerime başvurmuyorlar?" diye sordu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgiye göre görüşmede cezaevi koşullarına değinen Öcalan, "Radyoyu halen ayakta dinleyebiliyorum. Sorun devam ediyor. Yeni radyoyu da vermediler. Onun dışında ısınma sorunum var. Pencere biliyorsunuz problemli, açsan bir türlü açmasan bir türlü. Açtığımda üşüyorum, kapattığımda da havasız kalıyorum. Bu da beni rahatsız ediyor." dedi.

ERGENEKON’UN SAĞINA DA SOLUNA DA KARŞIYIZ

Öcalan, "Radyodan gazete başlıklarını dinledim. Ufuk Uras, seçimi kaybetti. Bizim bu konudaki tavrımız biliniyor. Biz Ergenekon'un sağına da soluna da karşıyız. Bu tavırlara düşülmemelidir. Sol'u uyarıyorum; demokratik bir parti de kuramadılar." şeklinde konuştu.

AYGAN CEM ERSEVER EKİBİNDE OLDUĞU İÇİN KONUŞUYOR

Öcalan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Abdulkadir Aygan bir gazeteye konuşmuş, benimle ilgili şeyler söylemiş. Kendisine şu sorulabilir: Benim yanıma ilk geldiği zaman beni öldürmek amacıyla mı gelmişti? Bunu cevaplıyor mu? Başka türlü yalan söylüyor. Bunların JİTEM'le daha önceden başlayan ilişkileri var. Hatta bir kardeşi de askerdi, çavuştu. JİTEM içerisinde iki ekip var. Bir tarafta Cem Ersever'in ekibi. Diğer tarafta ise Veli Küçük'ün ekibi var. Aygan, 'ben kaçmasaydım, Cem Ersever gibi beni de öldürürlerdi' diyor. Bununla Cem Ersever'in ekibinde olduğu anlaşılıyor. Ersever ekibinde olduğu için konuşuyor. Bunlar şimdi tasfiye ediliyorlar."

SURİYE ARAP KEMERİ POLİTİKASI İLE SONUÇ ALAMAZ

Suriye'nin Kürt politikasını da irdeleyen Öcalan, "Suriye'nin Kürtler'e karşı politikası eski bir politikadır, Arap kemeri politikasıdır. Kürtleri Arap Kemeri içine almaya çalışıyorlar. Bundan sonuç alamazlar." dedi.

ALTERNATİF SİSTEM YARATIN

Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin de görüş belirten Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Seçimlerle ilgili şunları belirtebilirim. Kürtler kendilerine dönük alternatif bir seçim sistemi yaratabilirler. Gazetelerden okuyorum, diğer partilerin sayımlarla ilgili itirazları var. Altı milyon seçmen artışı var. Gerekirse ev ev dolaşıp kendi oylarını, seçmenleri tespit edebilirler. Alternatif bir nüfus sistemi oluşturabilirler. Yine seçim günü alternatif sandıklar kurarak seçmenlerinin oylarını tespit edebilirler. Uygun bir yöntem bulunabilir. Ama kendi oylarını bilsinler. Bu dönem oylar üzerinde çok oynayacaklar. Oyunlar olabilir ama buna karşı tedbirlerini alabilirler. Irak'a ilişkin daha önce de dile getirmiştim.

MUSUL-KERKÜK-DİYALA-TELAFER HATTINDA DEMOKRATİK ÇALIŞMA

Musul-Kerkük-Diyala-Telafer hattında demokratik çalışmalar yürütülebilir. Neden bu hat diyorum? Çünkü bu hatta çok çeşitli kültürler, dinler, diller, Süryaniler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Ezidiler yaşıyor. Burası Araplarla sınır hattıdır. Bu hatta demokratik bir sistem kurulabilir. Burada farklı kültürler bir araya gelerek birlikte yaşayabilirler. Kendi sorunlarının çözümü için teori üretebilirler. Bunu savunmalarımda detaylı biçimde açıklamıştım. Savunmalarımdan yararlanabilirler. Teorik altyapı olmadan bu sorunları çözmek mümkün değildir. Irak'taki dostlarımıza selamlarımı iletiyorum."

KADINLAR NAMUSU BİLMİYOR

"Kadınlar, Namus kavramını bilmiyorlar. Namus'u tanımlayamıyorlar. Namus, Eko-nomos'tan geliyor. Eko-nomos, ev yasası, kadının yaptığı işler, ev işleri, kadına ait işler anlamına geliyor. Ekonomos, ekonomi, kadın işidir, üretime dayalıdır, ekonomist de bu işi yapandır, ekonomist kadındır. Yanlış yorumlanan bir namus kavramı var. Ben daha önce de kadınlar için tanrıçalaşma demiştim. Bu da kendini tanımak demektir. Kendini tanımak da bilgelik, yetkinlik ve kavramaktan geçer. Kadınlar önce tarihi bilmeliler. Kendi tarihlerini öğrenmeliler. Neolitik tarihi, sosyolojiyi, ekonomiyi, felsefeyi bilmeliler. Böylece kendilerini tanırlar. Kadınlar kendilerini tanıdıkları oranda tanrıçalaşırlar. İnannalaşmak, İştarlaşmak anlamaktan, kavramaktan geçer. Böylece toplumsal baskıyı, baskıcı sistemi aşabilirler. Kadınlar tecavüz kültürüne maruz kalıyorlar. Bu kültürü aşabilirler. Bu sorunlar akademik çalışmalarla daha da derinlemesine araştırılır ve kavranır. Ben bunun için Özgür Kadın Akademisi demiştim. Kadınlar akademiler yoluyla akademik çalışmalarını yapabilirler. Aynı zamanda yemek yerleri vb. yerler açarak ve çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunarak üretime de katılabilirler. Kadına ait işler yaparlar. Kadınlar beyin-zihin gözlerini açsınlar, bu gözle baksınlar. Ancak o zaman özgürlük yolunda ilerleyebilirler."

HEGEL FENOMOLOJİSİ

"Kadın-erkek ilişkisini savunmalarımda özlü bir cümle ile ifade etmiştim; ‘zorba ve kurnaz erkek’ demiştim. Bunun üzerine bir sistem kurulmuştur. Kadınlar yeterince okumuyorlar, anlamıyorlar. Bu DTP'liler için de öyle. İşte bugün Amerika örneği bunu ifade ediyor. Hegel, efendi-köle ilişkisi demişti. Sistemini bu iki kavramdan yola çıkarak inşa etti. Ben ise 'güçlü-zorba ve kurnaz erkek' cümlesinin çözümlenmesi üzerine sistemimi kurdum. Bu konuda Hegel ile aramızda bir benzerlikten ziyade bir paralellik var ama aynı değil. Hegel erkek akıl ve iktidar kavramı üzerinden yola çıkıyor. Ben ise demos'tan, kadın-erkek ilişkisini çözümleyerek yola çıkıyorum. Hegel'in fenomenolojisini okudum. İlginç, benzerlikten ziyade bir paralellik var ama aynı değil. Hegel, köle-efendi çelişkisinden yola çıkarak bugünkü yurttaş, ulus-devlet sistemine ulaşıyor. Ulus-devletin, onun yurttaşlık kavramının bugün ne halde olduğunu görüyoruz. Nietzsche bunu önceden görmüştü, ulus-devlet, yurttaş-devlet tıkanıklığını üstün-insan ve irade kavramıyla Hegel'i eleştirip onu tamamlıyor. Zerdüşt Böyle Buyurdu kitabı bu konuyu ele alıyor. Nietzsche'nin üstün-insanı faşizmin yarattığı insan tipi değildir. Nietzsche, üstün insanı daha çok sanata, felsefeye, ahlaka dayandırıyor. Bu dönemde Almanya'da felsefe çok canlıdır. Hegel'in yarattığı zihinsel hegemonya ve Nietzsche'nin yarattığı irade kavramı ile Batı kendi sisteminin araçlarına kavuştu. Doğu'nun da kendi zihin ve devrimini yapması gerekir. Batı'nın sisteminin güçlü olmasının sebebi de zihinsel ve teknolojik devrimlerini yapmış olmalarıdır."

ERDOĞAN NASIL KARŞI ÇIKAR?

"Hem Kürtler hem de Erdoğan için söylüyorum. Başbakan'ın Davos'taki çıkışı hem kendi tabanının Saadet Partisi'ne kaymasına hem de Kürtlerin oylarına yönelik bir tavırdır. Sayın Erdoğan, İsrail'e karşı çıktığını söylüyorsun, nasıl karşı çıkacaksın? IMF'den para istiyorsun, para alıyorsun. İşte IMF'nin başkanı Yahudi kökenli eski savunma bakanı. Sarkozy Yahudi. Hillary Clinton Yahudi. Eski ABD Dışişleri Bakanı Albright da Yahudi. Türk-Yahudi ilişkileri ta Selçuklulara dayanıyor. Bunlar bilinen şeyler. İşte Osmanlıda Kanuni döneminde Hürrem Sultan örneği var, Yahudi'dir. Kendi oğlu Sarı Selim'i iktidara getirmek için Şehzade Mustafa'yı babasına, Kanuni'ye boğdurtuyor. Sultan Süleyman'dan sonra Sarı Selim tahta getiriliyor. Yine Cumhuriyet döneminde de Yahudilerin iktidarda etkileri biliniyor. Yahudilere ve Türk-Yahudi ilişkilerine ilişkin, savunmalarımda detaylı çözümlemelerim var."



GARİH-ÇAKMAK İLİŞKİSİ NEDİR?

"Şimdi ben burada bir soru sormak istiyorum. Yener Yenmez'in ifadesi savcılık tarafından alındı değil mi? Evet, alındı. Üzeyir Garih, Fevzi Çakmak'ın mezarını ziyarete giderken öldürüldü. Şimdi soruyorum. Üzeyir Garih'le Mareşal Fevzi Çakmak arasındaki ilişki nedir? İşte bunu bilmek gerekiyor. Bunu bilirsek Ergenekon olayını da çözmüş oluruz. Mareşal Fevzi Çakmak nasıl oldu da döneminde Genelkurmay Başkanlığı görevinden alınamadı, süresiz devam etti. Fevzi Çakmak'a neden dokunamadılar. Oysa Kazım Karabekir'i Genelkurmay Başkanlığı'ndan alabilmişlerdi. Kazım Karabekir devletin kuruluşunda daha etkili biriydi. Mustafa Kemal'in etrafını kuşattılar, O'nu Cumhurbaşkanı yaparak köşke hapsettiler. Bu dönemde İngilizlerin temelini attığı siyasal teoloji hayata geçirilmeye başlandı. Ergenekon sistemi çözülmeden bu ülkede hiçbir şey tam olarak anlaşılamaz. Ergenekon'un temeli ABD-NATO ilişkilerinin başladığı 1946'da atıldı. Ancak 1980'den sonra Ilımlı İslam devreye sokularak Ergenekon'un tasfiye süreci başlatıldı. Yeşil kuşak projesiyle Ilımlı İslam'la Ortadoğu'ya müdahale edilmeye başlandı. El Kaide'yi, Taliban'ı tasfiye ettiler. Ilımlı İslam'la, Erdoğan'la İslam dünyası kontrol altına alınmak isteniyor. Ucuz ithamlarda bulunmak istemiyorum. Ama işte Fethullah Gülen Amerika'nın kontrolünde. Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde etkili durumdalar. Kürtler içinde de etkili olmaya çalışıyorlar. Dünyanın birçok yerinde örgütlüler. Ama Diyarbakır'da etkili olamıyorlar."

KARŞI İSLAM SAHTE İSLAMDIR

"Bilindiği gibi Said-i Nursi Cumhuriyete karşı Şeyh Sait gibi ayaklanmamıştır ama Cumhuriyete de katılmamıştır ancak ilginçtir Said-i Nursi'nin Fethullahçı kadroları şimdi devlet içerisinde önemli bir blokturlar. Fethullah Gülen aslında sadece bir figürdür. Devlet üç bloktan oluşuyor; bir tarafta AKP, bir tarafta Kemalistler, bir tarafta da Fethullahçılar vardır. Bunların gerçek İslam'la alakası yoktur. Gerçek İslamiyet, Hz. Ali'nin çocuklarının, Hz. Muhammed'in torunlarının öldürülmesiyle Muaviye döneminde son bulmuştur. Bu dönemden sonra İslam değil karşı-İslam egemen olmuştur. Karşı-İslam eşittir sahte İslam'dır. Benzer durum Katoliklerde de vardır. Katolikler de bu durum Reform, Karşı-Reform olarak kavramlaştırılmıştır. Ben de bunu İslam, Karşı-İslam olarak değerlendiriyorum. Nasıl ki Reform, Karşı-Reform'a yenilmişse, İslam da Karşı-İslam'a yenilmiştir."

GAZZEVARİ POLİTİKALARDAN VAZGEÇ

"İşte bütün bunları anlamazsak Gazzevari olaylar her zaman olacaktır. Erdoğan bu haliyle bunun önüne geçemez. İşte gidip Arap şeyhi ile ilişkileniyorlar. Otuz tane kadınla evlenmiş olan bir Arap şeyhinden ne beklenebilir ki! Aslında Türkiye'nin bugünkü durumu 1930'ların Almanya'sına benziyor. Başbakan Erdoğan, anti-semitik değilim, diyor ama bu politikalarla Gazzevari olayları nasıl önleyecek? Ben de anti-semitik değilim. Ben Yahudilerin Ortadoğu'da yeri olduğunu, buranın bir halkı olduğunu söylüyorum. Yahudileri silah ve parayla değil vicdanımız ve yüreğimizle koruyalım diyorum. Başbakan'ın zihniyetini ve yöntemini değiştirmesi gerekiyor. Çözüm için Gazzevari politikalarından vazgeçerek demokrasiyi esas alacağı ve demokratik siyasetin önünü açacağı bir yol izlemelidir. Bu olursa çözüm için başka yere gitmeye gerek kalmaz; çözüm için Ankara'ya gelinir, çözüm için Diyarbakır'a gelinir."

LOZANI YENİDEN İNŞA EDELİM

"Kürtler kendi Misak-ı Milli Kongrelerini toplayıp buradan kendi Lozanlarını tartışabilirler. Bu Kongre'de daha önce Ulusal Kongre için söylediğim beş ilke şartını tartışabilirler. Biz ancak bu beş ilke şartı ile Ortadoğu'da barış ve demokrasinin önünü açabiliriz. Hewler'de, Diyarbakır'da, Avrupa'da Lozan'da bu Kongre yapılabilir. Önemli olan içeriği ve belirtilen beş ilkenin tartışılabilmesidir. Ben daha önce Lozan'ın yeniden inşası demiştim. Aslında sorumluluğum gereği o dönemdeki Kürtlere olan tarihi borcumu da ödemek istiyorum. Lozan sürecinde Kürtler Cumhuriyetle birlikte hareket ettiler. Bu dönem de Lozan'ı yeniden inşa ederek yarım kalan Kürt ayağını tamamlamalılar. Bu da Kürtlerin demokratik özgürlüklerinin, haklarının tanınması, anayasal-yasal güvenceye alınmasıyla olur."

ALMANYA BURKAY'I PAZARLIYOR

"Radyodan gazete başlıklarında dinledim. Kemal Burkay, bir gazeteye konuşmuş. Benim burada örgütü nasıl idare ettiğimi, kim tarafından konuşturulduğumu söylüyor. Daha önce de benzer eleştiriler yapılmıştı. Bunlar ucuz eleştirilerdir. Burada savaş kararı veremeyeceğimi, örgütü yönetemeyeceğimi, örgüte talimat veremeyeceğimi defalarca söylemiştim. Örgütü yönetmek için her gün kırk tane talimat vermek gerekir, bu koşullarda bu imkânsızdır. Zaten ben burada böyle bir şeyi yapmayı kişi olarak da uygun görmüyorum. Evet konuşuyorum. Konuşmaya devam da edeceğim. Ben onların görmediği oyunları görüyorum, anlıyorum, teşhir ediyorum. Bunları söylüyorum. Ben bu oyunları bozduğum ve açığa çıkarttığım için beni buraya hapsettiler. Ben onlar gibi kimsenin oyununa gelmedim. Beni kullanamadılar. Benim hangi koşullarda yaşadığımı bilmiyorlar. On yıldır en ağır koşullarda yaşıyorum. Burada on gün bile yaşayamazlar. Değil on gün on saat bile yaşayamazlar. Burkay'ı otuz yıldır bize karşı hazırlıyorlar. Bunun arkasında kimler var biliyorum. Alman Devleti ve Alman Sosyal Demokrat Partisi tarafından destekleniyor. Bunlar anlaşmalarla yapılmış. Şimdi de TRT Şeş'tekilerin bazıları Burkay'ın kadrolarıdır. Bunlar Özgürlük Yolu kadrolarıdır. Bunlar sahte Kürtlerdir. Bizi destekleyen Kürtler ise onurlu Kürtlerdir. Bizi destekleyen Kürtler, demokratik cumhuriyeti isteyen Kürtlerdir.

İFADEM NEDEN ALINMIYOR

"Ben bu sorunun demokratik yoldan çözümü için elimden geleni yaptım ve yapıyorum. Devlet içerisinde de sorunun demokratik çözümünü isteyenler oldu. Özal'ın bu yönlü girişimleri vardı, yazdığı mektuplar vardı. Ben ilk başta bundan emin olamadım, sonradan anladım. İlginçtir benim Türkiye'de bir gazetede röportajımın yayınlandığı gün Kartal Demirağ tarafından Özal'a suikast girişimi oldu. Daha sonra bilindiği gibi zehirlenerek öldürüldü. Ailesi, eşi, kardeşleri bile bu duruma açığa çıkartmaya cesaret edemiyor. Ben o dönem Özal için başsağlığı mesajı yayınladım. Bu mesajda Özal'ın anısına bağlı kalacağımı söyledim. Benim Özal'ın anısına bağlılığım, sorunun diyalog, demokratik uzlaşı içinde çözümü için çabalamam oldu. On beş yıldır bunu yapıyorum. Buraya getirildiğimde Kıvrıkoğlu'na bir mektup yazdım. Bu mektuba ilk ve son mektup dedim. Bu görüşlerimi ona da yazdım. Kıvrıkoğlu klasik Kemalizm'in temsilcisiydi, Jakobendir. Hilmi Özkök biraz daha farklıydı. Savcı, sorgu sürecinde Doğan Güreş'in zehirlenmesiyle ilgili olarak gelip ifademi almıştı. Ben orada Savcıya şunu söyledim; zehirleme benim yöntemim değildir, olamaz da. Şimdi savcılar Ergenekon'la ilgili neden gelip benim ifadelerime başvurmuyorlar? Halkımız demokratik seferberlik ruhuyla seçim çalışmalarını yürütebilir. Kadınlar ve gençler de seçim çalışmalarına katılarak demokratik ruhun gelişmesine katkı sunabilirler. Batman başta olmak üzere, tüm halkımıza selamlarımı iletiyor, başarılar diliyorum."


Gündem Online

_________________
Bütün savaşım senin için


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 



Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Web

News News Site map Site map SitemapIndex SitemapIndex RSS Feed RSS Feed Channel list Channel list
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB2 template by N.Design Studio
phpBB3 template by SE-Tuning
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO