 |
| Yönetici |
 |
Kayıt: Pts Ekm 16, 2006 9:06 am İleti: 7632 Ruh Hali: Yorgun Cinsiyet: Kadın Burç: Yay
|
Bayraklı gösteriler, ışık söndürmeler, siyah giymeler, vb. şekillerde üzüntü ve tepkilerimizi ortaya koymak, elbette vatandaş olarak duyarlılığımızı gösteren davranışlar. Maalesef, yüzbinler belki de milyonlarla birlikte aynı tepkileri daha birkaç ay önce de hep birlikte defalarca göstermiştik ancak gelinen nokta ortada... Gerek Ermeni Soykırımı Tasarısı, gerek Referandum, gerekse Dağlıca'daki gelişmelerin 29 Ekim'in çok kısa süre öncesine rastlaması anlamlı bir tesadüf. O halde, " 29 Ekim", tüm bunlara ortak tepkimizin, bu sınırlara ve bu Cumhuriyet'e sahip çıkılacağının gösterileceği en anlamlı tarih olmalı. Mesele yalnızca PKK terörü değildir, arkasında yeterli siyasi irade bulunmayan, diplomatik girişimlerle, ekonomik, sosyal, psikolojik önlemlerle desteklenmeyen sınır ötesi bir operasyonun da tek başına çare olamayacağı, hatta bunun TSK'yı yıpratmak için kullanılmak isteneceği, Güneydoğu'da halkla askerin, Türk-Kürt vatandaşın karşı karşıya getirilmesine ve bir iç isyan ortamının yaratılması için zemin oluşturulmasına çalışılacağı açıktır. Üstelik, Kürtçülük, Ermeni ve Kıbrıs sorunları bir pakettir, terör her üçünde de yöntemdir. Her üçü de 1800'lerde aynı tarihlerde ve aynı güçler tarafından tarafından başlatılmış ve şimdi nihai noktanın bir adım öncesine getirilmiştir. Ancak, ulusal gurur, akıl ve mantığımız yok edilmeye çalışılmakta; sorunu yaratan bu güçlerden, çözüm bile değil, sorunun daha ağırlaştırılmaması için medet umar hale gelmekteyiz. Ne yazık ki, gelinen noktada yalnız AKP Hükümeti değil, şimdiye dek tüm iktidarlar, üç aşağı beş yukarı ortak sorumluluk sahibidir. Tek farkla ki, demokrasi ve laiklik kavramlarının bu kadar çok kullanıldığı, arkasına sığınıldığı ve bu kadar çok çökertilmek istendiği bir dönem yaşanmamıştır. Siyaset kurumu, iktidarı ve iç çekişmeleriyle giderek bölünen-dağılan muhalefetiyle güven açısından dip noktadadır. O halde, egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olan Türk milleti, toplumsal refleksini kendisi geliştirmeli, bu kurumlara da örnek olmalıdır. Bu konuda kapsamlı bir eylem planı geliştirilebilir. Ancak, 29 Ekim'e kısa süre var ve öncelikle o gün toplanacak kitlelerin Tandoğan mitinginin vakarı içinde doğru yönlendirilmesi, fakat farklı boyutta bir eylem konulması ihtiyacı gündemde. Peki, hedef, yöntem, katılım düzeyi ve kullanılacak materyal ne olmalıdır??? HEDEF: Bu üç sorunun da başlatılmasında ve bugün geldiği noktada en büyük pay sahibi olan ABD'nin Büyükelçiliği YÖNTEM: 10.30-13.30 saatleri arasında Anıtkabir'de başlayıp ABD B.Elçiliği önünde sona erecek yürüyüş ve bildiri sunulması (izin verilmezse TANDOĞAN'da temsili olarak yapılabilir) KATILIM DÜZEYİ: Bu hareket, herhangi bir siyasi-ideolojik amaç ile değil milli değerleri ve ülke çıkarları için biraraya gelen halkın hareketi olacağından, bu eyleme katılım da, hiç bir parti ve kuruluşun, bugüne kadarki oluşumların vasıtası haline gelmemelidir. Tüm güçlerin birleştirildiği, halka ait bir harekete bu anlamlı günde bir isim konulacaksa "29 Ekim Hareketi" denebilir. Bu hareketin lideri, sözcüsü, örgütsel yapısı olmamalı. Hareket, bizzat halkın kendisinden gelmeli....Ki, o potansiyel zaten mevcut...Mesele, kitleleri uygun zaman ve zeminde birleştirebilmekte... 29 Ekim'de başlatılacak hareket için, Türküm demekten ve bu sınırlar içinde birarada yaşamaktan mutluluk duyan herkese, KKTC'den katılım dahil Türkiye'deki Kıbrıs ile ilgili tüm dernek ve komitelere, tüm şehit-gazi-asker yakını ve derneklerine, üniversiteler, sendikalar, ulaşılabilecek tüm örgütlenmelere çağrı yapılmalı... Anıtkabir ya da ABD B.Elçiliği önünde konuşma yapılmalı, ancak bu konuşmacılar önceki mitinglerden farklı olarak " Kıbrıs konusunda Denktaş, terör konusunda bir gazi ile bir şehit yakını, Ermeni konusunda babası ya da eşi öldürülen bir diplomat yakını " gibi doğrudan etkilenen ve duygularını bu içtenlikle aktarabilecek kişilerden seçilmeli.... MATERYAL: Bayrak vazgeçilmez değerimiz. Ancak, Ermeni ve Rum gösterilerini hatırlayın. Aktarmaya çalıştıkları bir vahşet senaryosu, buna ilişkin resimler var. Bu bağlamda, bu iftiralara karşı biz neden PKK vahşetine, Kıbrıs'ta katledilenlere, toplu mezarlara gömülenlere, Ermeni mezalimine ilişkin tüm görsel malzemeye yer vermeyelim. Hatta, bize Irak'a girme diyen ABD'nin Irak'ta yaptığı katliamlara, askerlerinin hapishanedeki mahkumlara işkence ve tecavüz görüntülerine....Ancak, bunu yaparken, herhangi bir taşkınlığa, kışkırtmaya alet olmaksızın, Türk'ün asaletine uygun bir şekilde.... Evet, süre kısa, organizasyon güç ve zahmetli iş... Ancak, Hrant Dink'in cenazesinde yüzbinlerin bir anda ve ellerinde hazır pankartları ile yolları doldurabildiğini unutmayın... Cumhuriyet bayramında; önce Osmanlı'yı sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni böl-parçala-yönet hedeflerine alet etmek isteyenlere, Hristiyan-Müslüman, Alevi-Sünni, Kürt-Türk-Laz, Çerkez......ayrımını, ayrılmasını sağlayıp SEVR ümidini canlı tutanlara, bunun için yarattıkları ve kullandıkları üç önemli meseleye " KÜRTÇÜLÜK, KIBRIS, ERMENİ MESELELERİNE" tepkimizi birarada ve hep birlikte gösterelim. Ve en önemlisi, sonuç alıncaya dek sürdürelim...
YUKARIDAKİ DÜŞÜNCELERİ PAYLAŞIYORSANIZ, HEMEN HAREKETE GEÇİN-GEÇELİM... ÇARŞAMBA GÜNÜ, DÜŞÜNME VE BU MAİL'İ TÜM İLGİLİ KİŞİ, KURUM, KURULUŞLARA GÖNDERİP, KONUŞUP-ORTAK AKIL OLUŞTURMA VE KARAR VERME VAKTİ....AYRICA BİRLİKTE HAREKET EDEBİLMEK İÇİN BİR HABERLEŞME KANALI OLUŞTURULMALI. PERŞEMBE-CUMA CUMARTESİ: GEREKLİ İZİNLER, MEDYAYA DUYURU, PANKARTLAR, VB. HAZIRLIKLARA GİRİŞELİM. SN. DENKTAŞ'I DAVET EDELİM, KONUŞMA YAPMAK ÜZERE PKK TERÖRÜ SONUCU ŞEHİT OLANLARIN YAKINI VE GAZİLERİ, ERMENİ TERÖRÜNÜN ŞEHİT ETTİĞİ DİPLOMAT YAKININI BELİRLEYELİM. DEĞERLİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ MENSUPLARI; ADINIZ-BAŞKANINIZ KİM OLDUĞU ÖNEMLİ OLMAKSIZIN, AYRI ÇATILAR ALTINDA FAALİYET GÖSTERSENİZ DE ORTAK MİLLİ AMAÇ UĞRUNA BU HAREKETİN İÇİNDE YER ALIN, BİRARAYA GELİN, 29 EKİM'DE GÜÇLERİNİZİ NASIL BİRLEŞTİRECEĞİNİZİ, SAAT KAÇTA BULUŞACAĞINIZI, HANGİ GÖRSEL MALZEMELERİ KULLANACAĞINIZI, MEDYADA YER ALMA İMKANLARINI KONUŞUN...VE NASIL BİR SİNERJİ YARATABİLECEĞİNİZİ, ÇIĞ GİBİ BÜYÜYEBİLECEĞİNİZİ GÖRÜN... BU E- MAİL, SIRADAN BİR TÜRK VATANDAŞI TARAFINDAN, BU HASSAS ORTAMDA DÜŞÜNCE VE ÖNERİLERİNİ DİLE GETİRMEK İÇİN YAZILDI. ARKASINDA-YANINDA HERHANGİ BİR KİŞİ-KURUM OLMAKSIZIN...ANCAK, 29 EKİM'DE MİLYONLARCA KİŞİNİN YANINDA VE ARKASINDA YERİNİ ALMAK DİLEĞİ İÇİNDE...
_________________ Ne zaman gözlerinin içine baksam, Biliyorum ikimizi de aşar o kapının ardındaki masal Bense yüreğimin bu hallerinden korkar, kalırım Bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi Geçip giden yüzlerine bakar kalırım
|
|