Komik ve Gerçek Olaylar (1)

Hayatın her alanında karşılatığımız garip olaylar
Cevapla
JİLAN
Albay
Albay
Mesajlar:5928
Kayıt:26 Şub 2007 19:54
Ruh Hali:Kızgın
Takım:Fenerbahçe
Komik ve Gerçek Olaylar (1)

Mesaj gönderen JİLAN » 07 Ağu 2007 11:32

(Gerçek Olay) Köyümüzden Süleyman efendi hasım sahibidir. Kasabaya giderken dahi ruhsatsız silahını yanında götürür. Bir gün kasabaya gireken, kasabanın girişinde Polisler köyün minibüsünü arama yapmak için durdurmuşlar. Arka kapıyı kapatıp önden aramaya başlamışlar. Bizim Süleyman ağa en arka koltukta oturmaktadır. Tabancasının hazinesinde de daima mermi vardır. Baktı ki silah gidecek ve yakalanacak. Yavaşça silahı önündeki koltuğun altına bırakmış ve ayağı ile ön tarafa doğru itelemiş. Silah paldır kültür doğruca önde arama yapan polisin önüne gitmiş. Polis silahı almış ve sormuş silah kimin diye sahiplenen olmamış. Polis uyanıkmış bakmış ki ağzında mermi var. Silahın kabzasını iyice kavrayıp parmağını da tetiğe bastırır gibi yapmak suretiyle tek tek yolculara doğru doğrultup "senin mi, senin mi.." diye sormaya başlamış. En son bizim Süleyman ağaya gelince sıra "Süleyman ağa" öte tut, ağzında mermi vardır" demiş! Demiş ama kendini de ele vermiş, doğru cezaevine.. (Abdullah BULADI)



*******



(Gerçek Olay) Amcam ile mahkeme arasındaki gerçek diyalog'tan: Muhtar olan amcam, bir gurup köylüler tarafından "rüşvet alıyor!" diye şikayet edilir. Dava açılır ve amcama duruşma için celp gelir. Duruşma günü bütün şikayetçiler ve amcam kasabaya giderler. Duruşma başlar ve Hakim amcama iddianameyi okuduktan sonra -şikayetçileri eliyle göstererek- "Bak, Muhtar rüşvet aldı diyorlar ne diyeceksin..!"der. Söz alan amcam "Hakim bey bana da hep zaman zaman Hakimler rüşvet alıyor derler amma ben inanmam..!" der. Bunu duyan Hakim öfkeyle ve hiddetle müştekilere döner ve "çıkın dışarı BERAAT" der. (Abdullah BULADI)



*******



Karadenizli olan mübaşir, bir gün hakim beyin evine giderek hanımına "Hakim pey evdemidırlar ?" diye sorar. Hakimin hanımı sinirli bir şekilde "Ne münasebet, o sadece mahkemede dırlar" diye cevap verir. (Av.Zühtü Kazancı)



*******



(Gerçek Olay) Bu olay kelimesi kelimesine aynen yaşanmıştır. İçinde geçen müstehcen ifadeleri ..... şeklinde sansürlemeye çalıştım ama bu halinden dahi rahatsız olacak meslektaşlarımdan özür dilerim ama olayın oluşu aynen böyledir.



Yer : Afyon / Emidağ Ceza mahkemesi. Şimdilerde emekli olan ve mizahi kişiliğiyle tanınan o zamanın hakimi büyükbaş hayvan hırsızlığının sıkça yaşandığı bu ilçeye tayin olunca hırsızlığın kökünü kazıyacağım diye dost toplantılarında konuşurdu. Yine bir gün bir at çalınmış ve hayvan hırsızlığıyla ünlü Deli Hasan lakaplı sabıkalı da ( o zamanlar adet olduğu üzere nerde bir hayvan çalınsa bu adam tutulur getirilirdi savcının karşısına ) sanık olarak son celsede yerini alır. Hırsızlığa karşı hassas hakimimiz hırsızlık gece vakti yapıldığı için şu kadar , meskun mahalde yapıldığı için şu kadar , ahırın kapısı kırıldığı için şu kadar diye cezayı katlaya katlaya 8 yıla mahkum etti. Bu cezayı duyan sanık ayağa kalkarak " HAKİM HAKİM SENİN ANANI AVRADINI ...... EDEYİM. ULAN İNSAFSIZ , ÇALDIĞIMIZ BİR KÖR AT ADAM MI ÖLDÜRDÜK BRE ALLAHSIZ PEZ...." diyerek tepkisini demokratik biçimde dile getirince sıra bekleyen biz avukatlar eyvah dedik. Bu arada zabıt katibide tutanak tutmaya başlayınca Hakimimiz " Bırak allasen katip . Şimdi bu böyle benim anamı şeyedeyim deyince anam şeymi oldu. Yok bırak ben onunu anasını avradını ve de bacısını ......edeyim dedi. Ve bizlerin gülmekten yere yıkılmamıza sebep oldu. Daha sonra hakimden duyuyoruz. 8 Yıl hüküm giyen sanık o zamanların ünlü hapishanesi Sinop Kalesinden Hakimimize mektup yazmış . Özet olarak "iyi hakimsin hoş hakimsin de bana da çok ceza verdin " diye hakim de hiç üşenmeden oturmuş cevap yazmış " sana çok ceza verdiğimin farkındayım. Onu da çalıp ta yakalanmadıklarına say ". Bütün meslektaşlarıma başarılar ve esenlikler diliyorum (Cemal Okan YÜKSEL)



*******



(Gerçek Olay) Bundan yirmi sene önce, çok zeki ve hazır cevap bir arkadaş olan Av. İlhan ile Yenikapı'da bulunan bir çay bahçesinde oturuyorduk. İlhan, gazetedeki haberlere göz gezdiriyordu. Baş sayfada o zamanın ünlü babalarından birinin ölüm haberi yer almıştı. Yine baş sayfada resim ve altında bir yazı göze çarpıyordu "Yeraltı dünyasının ünlüleri cenazedeydi" yine başka bir resmin altında "İstanbul Genelevinin kadınlarının da cenazeye iştirak ettiği" ibaresi yer almıştı. Sayfanın alt tarafında ise eski Cumhurbaşkanının göndermiş olduğu çelengin fotoğrafı yayınlanmıştı. Arkadaşım "Yahu, bu ne biçim memleket, falanca feşmekan ölüyor da koskoca cumhurbaşkanı ona çelenk gönderiyor?" diye serzenişte bulundu. Yüksek sesle söylenen bu sözleri o sırada yan masada oturan ölenin iki fedaisi duydular ve İlhan'ın yakasına yapıştılar. İri yarı, insanı bir anda parçalayacak tiptendiler. İlhan'ın yakasını tutan, "Ula sen ne deyısın rahmetliye" diyerek sarsmaya başlamıştı bile, İlhan, neye uğradığını şaşırmıştı "Kardeşim yanlış anladınız" diyerek teskine çalışıyordu. Ancak, adamı sakinleştirmek şöyle dursun, daha da çileden çıkarıyordu bu sözler. "Ula neyi yanluş anladum? Dedun ki, niye çelenk cönderdi, ben buni böyle işittum", ikimizin de güzel bir dayak yemesine az kalmıştı ki, İlhan gayet çevik zekasıyla bağırarak durumu düzeltti "Olur mu abi, neden rahmetli abimize kendi gelmedi de çelenk gönderdi?". Bunun üzerine adam sakinlemişti "Afedersin abi" diyerek özür diledi, hep beraber oturup birer çay içip rahmetlinin ruhunu şad'ettik." (Av.Nusret Kadri Soycan)

*******



(Gerçek Olay) Herkesçe tanınan ve sevilen bir ses sanatçısı yaralamaya azmettirme suçundan yargılanıyordu. Olayın tanıkları, sanığın diğer sanıklara VURUN diye bağırdığını ifade ettiler. Bu arada ses sanatkarının Avukatı söz alarak, "Efendim, tanıklar yanlış ifade ediyorlar, müvekkilim, VURUN demememiştir, DURUN demiştir. Fakat bu VURUN şeklinde anlaşılmıştır". (Av.Nusret Kadri Soycan)

*******



(Gerçek Olay) İpsala Adliyesi'nde Savcı, zorla kız kaçırma davasının soruşturmasını yapıyordu. Ben, ortağım Av.Murat'la beraber sanık vekiliydik. Mağdure de kendisini bir Avukatla temsil ettiriyordu. İfadeler alınırken birtakım müdahalelerde bulunup, olayın manevi unsurunun gerçekleşmediğini ispatlamaya çalışıyorduk. Nihayet üç sanığın ifadesi alındı, ancak Savcı, mağdurenin kaçıranların dört kişi olduğunu söylediğini, dördüncü kişinin ortaya çıkarılmasının gerektiğini ifade ediyordu. Müvekkillerimiz özellikle bu dördüncü kişiyi ifşa etmeye yanaşmıyorlardı. Bu ise delillerin toplanmamış olması demekti ki, tutuklanma için yeterli bir neden olarak karşımızda duruyordu. Savcıdan izin isteyerek müvekkillerimizle konuştuk ve dördüncü kişinin Hakkı isminde biri olduğunu bildirdik. Bu arada soruşturmaya ara verilmişti. Savcı, hepimize çay söyledi ve aramızda tatlı bir sohbet başladı. Ben, "Efendim eğer sanıklardan birinin adı Rıza olsaydı, kız rızayla kaçırılmış olacaktı, değil mi?" diyerek kendimce bir espri savurdum. Geçen zaman içinde Jandarmalar dördüncü sanığı getirdiler. Kendisiyle hiç konuşmamıştık ve üç kişinin ne ifade verdiklerini bilmiyordu. Ancak, özel bir görüşme yaparsak sanığa kendisinden öncekilerin ne ifade verdiklerini söyleyebilirdik. Ancak sanık, Avukat istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını ifade etti. Savcı da büyük bir nüktedamlıkla "Avukat Beyler, Hakkı da geldiğine göre lütfen odayı terkedin de ifade alalım, rızayla kız kaçırılırsa, hakkıyla da ifade alınır". (Bir Avukat Meslektaşımızdan)

*******



(Gerçek Olay)"İpsala Adliyesi'nde görülen tazminat davasında, davacı vekiliydim. Sultanköy sakinlerinden olan hindi üreticisi müvekkilimin hayvanları, davalının tarlasına serpmiş bulunduğu zehirli buğdayları yiyerek telef olmuşlardı. Bu yüzden müvekkilim tarafından açılan davanın duruşmasına yeni giriyordum. Davalı vekili, müvekkilinin bu zehirli buğdayları tarlasına atmadan önce ilan yaptırdığını, buna rağmen zararın meydana geldiğini iddia ediyordu. Hakim, dosyayı çok güzel okumuş ve olaylara vâkıftı. Davacı vekili olarak duruşmalara katılmama karar verdikten sonra sordu; "Avukat bey, müvekkiliniz olay yerinde zarar ziyan tespiti yaptırmış, onbeş hindinin öldüğü saptanmış, ancak siz seksen hindi hakkında dava ikame etmişsiniz. Bunu açıklayınız". Dosyayı yeni aldığımdan hakkında en ufak bir bilgim yoktu. Ancak, hakime de cevap vermem gerektiğini hissederek hafifçe öksürdüm. (Beni tanıyan arkadaşlar bu öksürüğümün yalan uyduracağım anlamına geldiğini bilmekteydiler). Ve tüm ciddiyetimle cevap verdim. Hakime hanım, onbeş hindi zehirli yemleri yer yemez olay yerinde can verdiler. Diğerleri ise daha sonra vefat etmişlerdir. Duruşma salonu epeyce kalabalıktı. Yanlışlıkla telef olmuşlar yerine vefat etmişler kelimesini kullanınca, başta davalı vekili olmak üzere herkesi bir gülme krizi tuttu. Bunun üzerine hakim, duruşmaya ara verdi. (Bir Avukat Meslektaşımızdan)



*******



(Gerçek Olay) Bursa'da Ağır Ceza Mahkemesinde stjajımı yaparken Reis bey sanığa sordu: 'oğlum adamı kaçırmışsınız, dövmüşsünüz, parasını almışsınız, hakkında iddialar var, ne diyorsun bu iddialara' diye sorunca sanığın verdiği cevap : 'Valla hakim bey benim böyle bir iddiam yoktur, tahliyemi isterim' (Bir Avukat Meslektaşımızdan)



*******

(Gerçek Olay) Bursa'da Asliye Hukuk Mahkemesinde stajımı yaparken bir boşanma davası sırasında davalı söz aldı ve: 'Efendim ben karımı deliler gibi, çılgınlar gibi seviyorum' dedi. Davacı hanımın vekili de : 'Efendim işte sorun burada davalı eşini deliler gibi, çılgınlar gibi seviyor. Normal değil bu, normal sevemiyor' diye cevap verince salonda herkesi bir gülme tuttu. (Bir Avukat Meslektaşımızdan)



*******

Şöhretli avukatın yazıhanesine bir müşteri geldi ve;

-Size bazı hususlarda akıl danışmak istiyorum.

-Soracağınız iki sual için 10 milyon TL.sı alırım.

-İki sual için 10 milyon TL.sı çok değil mi?

-Olabilir dostum. Şimdi ikinci sualinizi bekliyorum. (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1975 yıllığından.)



*******



(Gerçek Olay) BİR KARADENİZLİ'DEN HUKUKTAKİ OĞLUNA MEKTUP:

"İçi cözim, uşağum. Nasulsun, ey musun, has mısun? Terslerin ne alemdur? Tuyduğumuza cöre, kayfeden ceri celmeyimüşsün. Punu ta mu tuyacaktum. Oy cözümün pepeğini seveyum, pak ta peni rezil etme. İtare, itare teyup turuysun. Netur pu itare? Pizum evin itaresinden zormidur? Hem, matraculasyon tiye para isteysin. Ha uşak, matrak mı keçeysun, yoksa penimle. Pir de eski direksiyon mu, netür, ona da para... Pizum eski arapanın tireksiyonu durayur. Onu cöndersem de yatursan olir mu?Hele, haraç vereceğum, temene bir sinirlendim, pir sinirlendim, çi, o cün ananla eve töviş yaptık. Pana pak uşak, senin paban kimseye haraç yeturmuş teğildu. Oy, sen rezil ettin peni, çendinu itare edemeyusen, yatağı yorkanı, uşağı, tevşeyi toplayup piz de celelum.Uzin lafun kısasu "sınıfı geçtum, celeyum" tiye telgrafını peklemekteyum. Oy uşağım, anan paban tekrar, tolansun sağa, Baban Sefer İreis" (İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi 1975 yıllığından.) (Av.Nusret Kadri SOYCAN)

*******



Bir çingene, ceza avukatlarından birine başvurarak, kendisini savunmasını istemişti.Avukat sordu:"Mahkeme ve avukat ücretlerini nasıl ödeyeceksin?"Çingene gururla elimi göğsüne vurdu:"Abe avukat bey, bu güne bugün benim bir atım, iki ineğim, iki de keçim var"."Yaa! Peki öyleyse seni neden dava ediyorlar?". "Bir at, iki inek, iki de keçi çaldığım için!" ( Av.Nusret Kadri SOYCAN)

*******



Hukuk Fakültesi öğrencisinin sözlüğü:

HUKUK: Dört senedir aradığımız halde bulamadığımız şey.

MAHÇUR: İç güveysi.

MÜMEYYİZ KÜÇÜKLER: Kadınlar.

GAYRİMÜMEYYİZ BÜYÜKLER: Erkekler.

KAN HISIMLIĞI: Tahta kurusu marifetiyle olur.

EVLENMEDE ŞEKİL NOKSANI: Gelin hanımın kürk mantosunun bulunmaması.

VASİ: Kayınvalide.

MÜBAH HIRSIZLIK: Ders notlarının çalınması.

HAPİS CEZASI: Öğleden sonraki ek dersler.

EKSİK BORÇ: Hocaların talebelere verdikleri sözleri yerine getirmeleri.

TEMERRÜT: Hocaların kitap çıkartmada gecikmeleri.

EVLENMEDE NİSPİ BUTLAN: Kadın bakımından kocanın maaşında hata, koca bakımından, kadının yaşında aldatılma (hile).

FUZULİ İŞGAL: Arkadaş için tutulan yere oturmak.

VEKALETSİZ İŞ GÖRME: Arkadaşın aldığı geçmezi, ondan önce kalemden öğrenip kendine haber verme.

GAİPLİK: Ay sonlarında bakkala, kasaba karşı vakidir.

ÖRF ve ADET HUKUKU: Yer ayırma.

ŞİRKET AKDİ: Yer tutmak için grup kurmak.

MAZNUN: Eve geç gelen koca.

İFLAS: Talebenin her ay sonunda uğradığı durum.

MİRASIN AÇILMASI: Çenelerin kapanması.

MÜTERAKKİLİK: İmtihan harçları.

EVLENME MANİLERİ: Fakülte bitirmemek-parasızlık.

(Av.Nusret Kadri SOYCAN)


ZAGROS
Moderator
Moderator
Mesajlar:9466
Kayıt:28 Şub 2007 22:02
Ruh Hali:Huzurlu
Cinsiyet:Erkek
Burç:Koç
Takım:Fenerbahçe

Re: KOMİK VE GERÇEK OLAYLARR (1)

Mesaj gönderen ZAGROS » 09 Ağu 2007 10:28

ÇERÇEKTEN HEPSİDE BİR BİRİNDEN GARİP OLAYLAR

PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKÜRLER
JİLAN
Albay
Albay
Mesajlar:5928
Kayıt:26 Şub 2007 19:54
Ruh Hali:Kızgın
Takım:Fenerbahçe

Re: KOMİK VE GERÇEK OLAYLARR (1)

Mesaj gönderen JİLAN » 09 Ağu 2007 10:32

önemli değil ark
reis
Albay
Albay
Mesajlar:7106
Kayıt:16 Eki 2006 11:37
Ruh Hali:Yorgun
Cinsiyet:Erkek
Burç:Balık
Takım:Fenerbahçe

Re: Komik ve Gerçek Olaylar (1)

Mesaj gönderen reis » 09 Ağu 2007 12:50

benı bılısın kısa keserim okadar ukuyamam
JİLAN
Albay
Albay
Mesajlar:5928
Kayıt:26 Şub 2007 19:54
Ruh Hali:Kızgın
Takım:Fenerbahçe

Re: Komik ve Gerçek Olaylar (1)

Mesaj gönderen JİLAN » 09 Ağu 2007 14:12

sen ve muhtar okusanız şaşarım zatennn bence okuuuu
Cevapla

“Garip Mevzular” sayfasına dön