
İsrail polisi, göstericilere karşı kullanmak üzere yeni bir ‘silah’ devreye soktu: Kokarca kokusu. Böylece Filistinli göstericilerin bir süre önce askerler tarafından ‘üzerlerine lağım suyu püskürtüldüğü’ şikayetlerinin de aslı ortaya çıktı.
İsrail polis sözcüsü, bu ‘yeni ve öldürücü olmayan maddeyi’ anlatırken, çok kötü bir koku yaydığını vurguladı. ‘Kokarca’ adı verilen yeni madde, yayıldığında elbiseler ve cilt tarafından emiliyor, bulantı ve kusmaya neden oluyor. Üç yıldan fazla süredir Filistin’de gösterilerde yer alan ve ‘Kokarca’yla Batı Şeria’da duvara karşı eylemler sırasında tanışan Dr. David Nir, tiksintisini belirterek kokuyu, “Çok kötü bir koku; çürümüş bir şey, bir hayvan leşi gibi, kanalizasyona balıklama atlamakla eşdeğer” diye niteledi ve ekledi: “Bu kokuya dayananlar altın madalyayı hak ediyor.”
POLİSİN YENİ UMUDU • 13 İsrailli Arap’ın polisin açtığı ateşte öldüğü Ekim 2000’den sonra, bu tür öldürücü olmayan silahlar için büyük çaba gösterildiği belirtilirken İsrail polisinin harekatlardan sorumlu bölümünün başkanı Tümgeneral Yaki Azulay, yeni maddenin geliştirilmesine 3 yıl önce başlandığını anlattı. Azulay, “Amacımız polise kitlesel gösterilerde yardımcı olacak bir şey geliştirmekti. Kokarca, göstericilere mümkün olduğu kadar az zarar verme çabalarından, böyle bir ihtiyaçtan doğdu. Polis gösteri hakkına da saygı duyar ama biz kamu düzenini sağlamakla görevliyiz. Gösteriler kontrolden çıktığında müdahale ediyoruz, Naalin ve Bileyn’de olduğu gibi. Buralarda göstericiler, sistematik olarak güvenlik çitlerine ve bölgedeki mekanik malzemelere zarar vermeye çalışıyorlar. Şu ana dek, sınır bölgelerinde gösteriler için polis genellikle biber gazı, tazyikli su, atlı polisler kullandı. Kokarca şimdi, güvenlik çitleri boyunca konuşlanan sınır polislerinin yeni umudu oldu. Bu silahı çok etkili ve caydırıcı bir güç olarak değerlendiriyoruz” dedi.
İsrail polisinin teknolojik gelişmeler bölümü başkanı, “kokarca” projesinin öncüsü David Ben Haroş, “Dünyada, İsrail’de de olduğu gibi, bu tür sistemleri geliştirmek için çok çaba var. Technion (İsrail Teknoloji Enstitüsü), Weizman Bilim Enstitüsü, Nahal Sorek’teki Nükleer Araştırma Merkezi de bunlar üzerine çalışmıştı ama başarısız oldular. Hepsinin ortak yanlışı, kimyasal maddelere dayanmaları. Ve bu tür maddelerden oluşan sıvıların göstericilere karşı uygulanmasına onay verecek tıp otoriteleri yok” dedi. “Sadece doğal organik maddelerden oluşan bir eriyik yaptım” diyen Haroş, bunlar birbirine karışınca, ‘benzeri olmayan’ bir koku çıktığını belirtti.
FORMÜLÜ GİZLİ • Haroş, ‘kokarca’nın formülüyle ilgili soru üzerine, “Formülü gizli ve tek. Ancak temel maddelerinin maya ve protein olduğunu söyleyebilirim” dedi. Bu eriyiğin içilebilir olup olmadığı sorusuna da Ben Haroş “İçebilirsiniz. Böylece çok miktarda protein yüklü bir içecek almış olursunuz. Tek sorun, çok belirgin, pis bir kokuya sahip olması” dedi.
Haroş, polisin yeni silahı ‘yeşil hat’ boyunca yapılacak gösterilerde kullanıp kullanmayacağının sorulması üzerine şunları söyledi: “Muhtemelen. Kokarca sadece Naalin ve Bileyn için geliştirilmedi. Her polis bölgesinde depolanacak ve kullanıma hazır olacak. Ancak bazı teknik ve operasyonel sorunlar hala çözümlenmiş değil. İki ana sorunumuz var. Bunlardan biri,
bu merkezlerde maddeyi depolamak imkansız. Konteynerlerde tutulsa bile tüm merkezi kokutuyor. İkinci mesele; biz henüz patentini almadık. Halihazırda, eriyiği birlikte yaptığımız firmayla görüşmeler yapılıyor. Her iki taraf için de bundan önemli ölçüde çıkar sağlayacak bir planlama istiyoruz.”
EYLEMCİNİN ÇÖZÜMÜ ŞEMSİYE VE YAĞMURLUK • Kokarca’nın kötü kokusunu gidermeye çalışmak, Bileyn ve Naalin’deki göstericilerin kaçınılmaz takıntısı oldu.
“Duvara Karşı Anarşistler” örgütünün aktif üyesi Kobi Snitz “Kokuyu gidermek için çeşitli denemeler duydum. Bunların arasında sirkeyle yıkanmak veya deriyi ıslak tuzla ovalamak vardı. Benim keşfettiğim en etkili yöntem denize girmek oldu. Denizde geçirdiğim yarım saat defalarca sabunlanmaktan ve duş almaktan çok daha iyi sonuç verdi” diyor.
Filistin Ulusal İnisiyatifi’nden (El Mubadara) eylemci Ahad Huca kendisini çamaşır suyu ile temizlemeyi denedi. Huca, “Eve gittim, tüm giysilerimi çıkardım, duş aldım ama kokudan kurtulamadım. Tüm ev kokuyla doldu. Karım o sırada evde yemek pişiriyordu, koku yemeğe, duvarlara sindi. Çocuklar yemek istemedi. Birkaç duştan sonra, başka şansım kalmadığını düşünerek, kendimi çamaşır suyuyla temizlemeye karar verdim. Ama bu da işe yaramadı, sıcak sularla yıkandım, olmadı, koku gitmedi. Bir hafta kadar, nereye gittiysem herkes uzun mesafelerden bile kokumu aldı.”
Psikolog Dr. Ilan Şalif de “İş giysilerimi ikişer kez yıkamaya başladım. İkinci duştan sonra tuzun kokuya iyi geldiğini duydum, sonraki duşlarımda sabunu tuzla karıştırdım. İşe yaradı ama saçıma yapışan kısmından kurtulmam zor oldu, zaten büyük kısmını saçım emmişti. Yavaş yavaş buharlaşıp gitti. Banyomsa günlerce koktu.”
Sol eylemci Dr. David Nir ise çözümü bulduklarını anlattı: “Kokarca caydırıcı ama kısa süreyle. Bir fark yaratmayacak. Çünkü gösteriye gelirken kendimizi büyük plastik torbalarla sarıyoruz, hatta şemsiye ve yağmurluklar giyiyoruz.”

