Münafıkların Seçimi

Düşüncelerinizi Özgür Bırakın
Cevapla
Cabir
Başçavuş
Başçavuş
Mesajlar:103
Kayıt:19 Tem 2007 23:09
Ruh Hali:Mutlu
Burç:Yengeç
Takım:Galatasaray
Münafıkların Seçimi

Mesaj gönderen Cabir » 21 Tem 2007 16:59

Dinimizde münafığın alameti üçtür. Söz söylediği zaman yalan söyler,söz verir sözünde durmaz ve kendisine emanet edilene hıyanet eder.

Şimdi tam seçim atmosferinde,herkesin kendi partisinin iktidara gelmesi için çalıştığı bir dönemde, böyle dini konuların ne alakası var diyeceksiniz. Çok alakası var. İşin sırrı bizim dini bilmememzde. Eğer dünyadaki olaylara ve kişilere, dini gözlükden bakabilirsek,hem onların gerçek yüzlerini görmüş oluruz, hem doğru teşhis koymuş oluruz, hem de hata yapmaktan kurtulmuş oluruz. Tek hata riski olmayan sistemdir çünkü.

Münafığın birinci alameti neydi? Söz söylediğinde yalan söyler. Siyasetçilerimizden yalan söylemeyen var mı? Tabiki yok. Örneğin. Başbakan iktidara geldiğinde "Hiç bir bankamızda sorun yoktur,tasarruflarınızı istediğiniz bankaya yatırın,ben garanti veriyorum demedi mi? Banka batınca,kimsenin beş kuruş alacağı kalmayacak demedi mi? Bonozedelere yargıya gidin,kazanırsanız paranızı öderim demedi mi? Bonozedeler yargıda kazandılar, peki Başbakan ödedi mi? Daha dün Antalya'da yarın Bakanlar kurulunda ödeme kararı vereceğiz demişti. Bu günkü Bakanlar Kurulunda ödeme kararı verdi mi? İşte münafığın ilk alametinin Başbakanın üzerindeki tecellisi. Şimdi Başbakan müslüman mıdır,münafık mıdır o nu da siz söyleyin artık.


Münafığın ikinci alameti, verdiği sözde durmaz. İmarzedelere beş kuruş hakkınız kalmayacak demişti. Peki bonoları ödedi mi? Ofşorları ödedi mi? Mevduat ve son bir ayda bonodan ve ofşordan dönenlere haklarının yüzde kaçını ödedi. Tabiki % 30 'unu. Hatta kimisini devlete borçlu çıkardı. Biliyorsunuz bunları.

Münafığın üçüncü alameti, emanete hıyanet eder. Devlet izniyle kurulan bankalardaki paralar olsun, holdinglerdeki hortumlanan paralar olsun, kısacası anayasamızda belitildiği gibi bu ülkede yaşayanların mal ve canları bu devlete emanettir. Peki bu devletin başı kimdir. Tabiki Başbakan. Milletin paralarını hortumlatmamak şöyle dursun, kendi partilileri bu hortumlama işini yaptılar. Tabi bundan öncekileri de unutmamak lazım.Doru Yolları,DSP'leri,Anapları,MHP'leri Saadetleri,CHP'leri. Hepsi de iktidara geldiler ama nedense bu hortumlamaları önleyecek kanunları çıkarmadılar.

İslama göre münafık inanmadığı halde inanmış görünen demektir. Onun için çok tehlikelidir. Neden? Çünkü. İnanmıyorum diyeni zaten bilirsin ve ona göre davranırsın. Yani sana bir şey iyi diyorsa mutlaka kötüdür. Ama münafığın inanıp inanmadığını bilemediibn için, seni her an aldatması münhaldir. Öyle bir boşluğunu bulduğu zaman seni can evinden vurur. Müslümanım dediği için de cemaati ikiye böler. Tıpkı şimdi milletin bunların kapılarında bölündüğü gibi.

Peki münafık neden inanmadığını gizler. Malını mülkünü korumak ve müslümanlığın avantajlarından yararlanmak için. Şimdiki siyasiler gibi. Halk müslüman. Bu avantajdan nasıl yararlanacaksın,onlardan nasıl oy alacaksın, tabiki müslüman görünerek. Eşin başını örtecek,başı örtülü annenin bayramlarda elini öptüğün posterler asacaksın ki müslümanlar inansınlar.

Ama Şeytanlarıyla bir araya geldiklerinde, Biz onlarla sadece alay ettik, biz sadece menfaatimiz için onları kullanıyoruz derler. Kim bunların şeytanları,diğer münafıklar,hıristiyanlat ve yahudiler. Onların birliğine girmek için hepsi de dokuz takla atıyorlar

Peki biz iyiyiz de bir onlar mı kötü. Tabiki değil. Bir kötülüğü gördüğünde onu elinle düzelt,gücün yetmiyorsa dilinle düzelt,yani iyiliği emret, kötülüğü yasakla emri ilahisini terk ettik. Bizim suçumuz bu. Allah ta bunun cezası olarak halim olmamıza rağmen, bizi öyle bir şaşkına çevirdi ki, Nereye gideceğimizi bilemez olduk. Kur'anı uygalamadan kaldırdık. Dinle devlet yönetmeyeceğiz dedik. O da ceza olarak bu münafıkları başımıza musallat etti.Dua ediyoruz ama dualarımız da kabul olmuyor neden? Çünkü Cenabı Allah, eğer siz Kur'anı uygulamadan kaldırırsanız, o zaman sizi öyle bir rezil duruma düşürürüm ki,bu rezil durumdan kurtulkak için, Yalvar yakar dua edersiniz de duanız da kabul olunmaz.

Artık topyekün kurtulmayı bıraktık. - Komşusu açken tok yatan bizden değildir - ilahi emrine boş verdik. Gemisini kurtaran kaptan olduk hepimiz en sonundaç. Ama bu canavarlar sırayla yiyorlar bizi. Sırası gelip yenen feryat ediyor,diğerleri ya kulaklarını tıkıyor,ya seyire bakıyor,ya da benim durumum iyi,bana bir zararları yok, bana ne onlardan diyor. Bir çoğunun da menfaate bağlı ilişkisi var bu canavarlarla. Onun için ses çıkaramıyor veya onlardan görünmek zorunda kalıyor.

Bunlardan biri de Sayın Manken Tuğba Özay. Antalya'daki orman yangınıda, bu zamana kadarki birikimiyle aldığı çiftliği yanmış. Yangınların sabotaj olduğunu,Orman Bakanının itifasını istiyor. Demek ki yenme sırası ona gelmiş. Peki Bankerzedeler,Bankazedeler ve Holdingzedelerin bir günde bütün birikimlerinin hortumlandığı zaman bu mağdurların feryatlarını duydun mu? Onlardan taraf oldun mu? Podyumlara çıktığında bunlar için iki kelam ettin mi? Edemezdin çünkü seni bu sırtlanların medyası meşhur etti. O şöhret sayesinde kazandın bu paraları. Gazetecilere niye kızıyorsun. Onlar şöhret yapmadı mı seni? Gerçekte onlar da bu sırtlanlar için üç kuruşa çalışam emekçiler aslında. Yenme sırası bir gün size de gelecek. Ve sizin de feryadınız bu kalabalıkta boğulup gidecek. Peki bu hortumlanan paralar bu sırtlanların cebine girmedi mi? Senin şöhretin var,çalışıp yeniden kazanabilirsin. Ama 25 yıllık emekli parasını buralarda kaybeden bir daha nerden kazanacak. Onun şöhreti de yok. İşte bizim hatamız, tıpkı hayvanlar gibi sırtlanların bir kardeşimizi parçalarken bu vahşete seyirci kalmamız. Ne zaman hayvanlardan bir farkımız olduğunu anlarsak, o zaman bu sırtlanlara karşı birlik olur, onların hiçbirimizi parçalamalarına izin vermeyiz. Ben bu kardeşim üzerinden bu şekilde davranan tüm kişilere söylüyorum. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali.

Orman Bakanını istifaya davet ediyorsun. Bu zamana kadar yaptığı yolsuzluklardan istifa eden bakan,milletvekili veya bürokrat gördün mü Türkiye'de? Göremezsin, çünkü yok ta onda. O az buçuk haysiyetli bakanlar hıristiyan ve yahudilerde var. Bizimkiler gavurlar kadar bile haysiyet sahibi olamadılar. Anladın mı şimdi Allahın benim kanunlarımı uygulamadan kaldırırsanız size öyle bir ceza veririm ki gavurlardan beter olursunuz ilahi emrinin sırrını.

Sadece yasama ve yürütmede yok bu keşmekeşlik. Bunlar bozuk olsalar da, yargı sağlam olsaydı hiç bir zarar veremezledi. Ama yargımızın da bunlardan farkı yok. Holdingler yurtdışındaki vatandaşilarımızdan milyarlarca dolar para toplayıp hortumlamışlar. Yargı da bunlara yedi bin ytl ceza vermiş,avukatları itiraz etmişler, tekrar görülmüş davaları ama bu arada zaman aşımından davalar düşmüş. Onların alacaklarına yargı müdahele edemiyormuş. Hoş ettiklerinin de 5 kuruş haklarına 2 kuruş kararı vermedi mi?

Bonozedenin birinin, bütün varı yoğu olan 75 bin ytlsi gitmiş. 5 senedir sefalet hayatı yaşayan bonozede, iki bakanın bonozede kararnamesini imzalamadığını duyunca, bu bakanlarla görüşmek istemiş,görüştürülmeyice öldüreceğim onları diye bağırınca tutuklayıp mahkemeye vermişler. Şimdi yargılanıp hapse atılacak. Fakat o bonozedeyi malen öldüren Eşkiya Uzanlar meydanlarda nutuk atıyor,Ona ödeme yapmayan Başbakan ortalarda cirit atıyor. Eşkiya Uzanlarla işbirliği yapan bürokratları yargılayamıyor.Yargımız da, Yargıladıklarının kimisine ödeme yok kararı veriyor,kimisini üç kuruşla göderiyor. İşte gördünüz mü bizdeki yargı rezaletini. Hortumcu ve yardakçılarını yargılayamıyor,bu duruma isyan eden mağduru yargılayan bir hukuk var bizde.
Peki bunu çaresi var mı? Elbette var. Halkın kendi anayasasını,kendi hıkukunu kendisinin yapmasıdır. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de bu siyasilere oy vermek yapılan tüm bu zulümlere ortak olmak demektir. Selamlar.
.


Cevapla

“Özgür Düşünce & Felsefe” sayfasına dön