Diyelim ki güçlü bir ülkesiniz…
İşler tıkırında, sistem oturmuş, paranız var silah üretiminiz süper. Ama monoton giderse işler bozulabilir. Eh artık; geleceği garantiye almak lazım. Gücünüzü kullanarak güç toplamanız lazım…
Bu arada gözünüze batan bir (x) ülke var. Coğrafyası iyi, yer altı kaynakları pek iyi.
Ama pek gelişmemiş, pek de kullanılmamış.
O ülkenin etinden sütünden faydalanmak ve biraz da kesim yapmak lazım…
Ne yapmalı ne etmeli???
O ülkeyi bir çökertmeli???
Bir ülkeyi çökertmek için ne yapılır?
Örneğin, o ülkenin etnik topluluk hareketlerini bulursunuz. Sonra gerginlik yaratabilecek açıklarını ararsınız. Sonra o toplulukların içinde paraya ihtiyacı olan birilerini bulup onlara para verirsiniz ve tatlı tatlı stratejiler öğretip bozguncular yaratırsınız. Ve hakikaten bozarlar. Çünkü meslekleri bu olmuştur artık. [/color]
Toplum gücü bölünmeye başlar
İnançları üstüne yatırım yaparsınız ve garip fikirler yaratırsınız; Yani Din sömürüsü… Yeniliklerin inançları bozduğunu kabul ettirirsiniz. Kapalı toplum olmanın sevap olduğunu işlersiniz. Radikal cahiller inançları kendine doğru esnetmeye başlar. Çarpıklıklar başlar.
Sanatın şeytan işi olduğunu beyinlere kazırsınız. Kutuplaşmalar başlar.
Bozguncunun hoşuna gider çünkü mesleğinde başarılıdır. Güç odakları onu sevmektedir artık.
Eh bide tartışma ortamları yaratırsınız.
Tartışmalar çatışmalara dönüverir…
Yine para verip savaşlarını ve liderlerini araştırırsınız. Azınlık haklarına oynamaya başlarsınız. Azınlıklar artık garip şeyler istemeye başlarlar. Devletin iyi niyeti, artık suçu haline gelmeye başlar. Güçlü ülkeler onu azarlamaya başlar…
Savaş liderleri ile Dini liderler karşılaştırılmaya başlanır. Saf tutmalar ve cepheler artar. Devlet mi Din mi, laik mi ?
Kaos burada da başlar
Güç bölünmeye devam edecektir…
Demokrasi adı altında bozguncuları ülke yönetimine sokarsınız, kanunların yönü değişmeye başlar.
Bir takım stratejik kurumları kontrol etmeye başlarsınız,
Medya kontrolü, finans kontrolü, haberleşme kontrolü..
Eh artık geriye fazla bişey kalmadı.
Her an başlangıcı yapıp istediğiniz her şeyi yaptırabilirsiniz. Bunun için sadece bir kıvılcım* beklersiniz ki haklı olasınız ve avucunuza alasınız…
Kıvılcım?= mesela 11eylül 2001 filan gibi…
Bunlar için 20-30 yıl süre ve bir miktar para yeterlidir. Sadece oyunun kurallarını iyi bileceksiniz ve görev aktarımını iyi yapacaksınız. O kadar kolay ki…
Sonuç olarak;
Boşta duran paranı kullandın
İstihdamı kullandın
Silahlarını eritmeye başladın
Alemde forsunda artmaya başladı
Güçlüler sınıfında daha güçlüsün artık.
Peki bu senaryo size ne anlatıyor?
Yararlı bilgi veren bir hikayeyi mi?
Yoksa içinde bulunduğumuz durumu mu?
Gündemimize bir bakın;
Ermeni soykırımı
Yunan politikası, Kıbrıs Rum ve Türk sorunu
Kürt – Türk çatışması
Meclisteki ve yerel yönetimdeki PKK lılar
Asker – Hükümet çatışması
Cumhurbaşkanlığı adayı kim?
Yabancıların arsa alımı ve finans kontrolü
Atatürkçü – İslamcı çatışması
İrtica
Din adamlarının cahilliği ve suskunluğu
Kürtçüler
Ermeniciler
Milliyetçiler
Cumhuriyetçiler
Muhammedciler
Atatürkçüler
Demokratlar
Ciler, cular, dernekler vs…
Aramızdaki bozguncuların başarıları yüzünden bu kadar kutuplaşma yaşıyoruz. Herkes kendi tarafının iyi oldu-ğunu savunup sömürüsünü yapıyor…
ve bir türlü dengeyi tutturamıyoruz.
5-6 asır önce Fatih’in orduları Konstantinopol’e girdiklerinde Bizanslı din adamları melekler sağ omuz damı? sol omuz damı? bulunur diye tartışıyorlarmış…
Şimdi bizim din adamlarımız* da kaşık sol ellemi sağ ellemi tutulur diye tartışıyorlar.
*Din adamlarımız saçma sapan şeyleri tartışacaklarına ülke menfaatini gözeten, ahlaklı ve medeni bir dünya insanı nasıl olmalı diye tartışsalar ya. Nerdeee… Hıristiyanlar Pazar günü kiliseye gittiğinde kutsal oluyorlar, biz cumaya gitmeyi espri konusu haline getiriyoruz. Birde Cumaya gittiğimizde şu ayak kokusu olmasa…
Halbuki din adamlarımızın ne kadar büyük gücü var yüce insanımız üzerinde, ah bilseler… Diyanete giden paralar, hep cebimizden çıkıyor. Keşke din adamlarımız, ahlaksız insanların birazcık akıllanmalarını sağlamak
için çalışsalar ya…
Bu tartışmalar bu bölünmeler sadece bizi geriye götürüyor. Güçsüz bir ülkenin sonu nereye varabilir? Avrupa Birliğimi alacak sizi? Yok yaa!!
Avrupa, gücü dağılmış bir ülkeyi alırmı? O kadar salakmı? Vize verirken bile dalga geçiyorlar artık!!! Amerikamı kollayacak? Siz problemli bir komşu istermisiniz? Tabi ki tek bir istekleri var; önce bölmek, sonra sömürmek. Şu anda bizi Irak haline getirmeye çalışıyorlar, bunu artık hepimiz biliyoruz..
Tek bir çaremiz var; GÜÇLÜ OLMAK.
Neyin ülke menfaatine yararlı olduğunu iyi hesaplamak zorundayız.
Arkadaşlar, Yaşadığınız toprağın, yediğiniz ekmeğin ve akıtılan kanlarımızın hakkını verin. Aranızda ki bozguncuların işlerini yapmalarına fırsat vermeyin.
Birbirimizle çatışmamız sadece büyük güçlerin işine yarar…
Bozgunculuğunuz soyunuzu kırar.
Yolsuzluk ve rüşvet cebimizi kurutur.
Özellikle devlette çalışan yöneticiler; Elinizi vicdanınıza koyun; Aldığınız maaş cebimizden çıkan paradır. işinizi yapın ve doğru yapın. Elinizi vicdanınıza koyun ve;
Bozgunculara izin vermeyin.
Rüşvete izin vermeyin
Yolsuzluk yapılmasına izin vermeyin…
Yaklaşık 200 yıldır sürekli çalkantılı (Atatürk dönemi dışında) bir tarihimiz oldu. Hep batıya döndük ama
hep bizi kullandılar. Artık doğunun kuvveti de bastırıyor, doğuya mı dönücez. Tek bir çaremiz var;
Gücü toplanmış, tek nefes bir ülke!
eğitimli medeni dünya insanlarına
Sanatın ve sporun (televolesiz) geliştiği bir toplum.
Ülkemiz Üzerine
- Siyabend
- Belawela Muhtarı

- Mesajlar:19658
- Kayıt:15 Eki 2006 12:05
- Ruh Hali:Mutlu
- Cinsiyet:Erkek
- Burç:Kova
- Takım:Galatasaray
Re: ÜLKEMİZ ÜZERİNE OKUMAKTA YARAR VAR
Tek taraflı bir düşünce sistemini kutsal sayıp diğer düşünceleri acımasızca eleştiren bu yazıdaki birkaç olguya kendi açımdan bakmak istiyorum.
Bunu gören çağdaş cahiller de bu yanlış üzerinden hareket ederek din düşmanlığına
uygun bir kılıf arıyor.Laiklik kavramı ile bütün dini düşüncelerin gereksiz olduğunu
empoze etmeye çalışıyor.
doğal olarak "halk devlet için olmalı" düşüncesi doğuyor,
oysaki olması gereken "devlet halk için olmalı".
Malesef hiçbir zaman devlet halkı için varolduğunu göstermedi.
Devletin parasıyla bozgunculuk yapanlar da bellidir.
görmenin klasik bir ifadesi.Şartlar ne olursa olsun demokrasinin olduğu bir ülkede,
kanunlar her zaman demokrasiden yana olmalıdır.Kanunların yön değiştirmesi
korkak olma düşüncesinin yangınlaşmasından kaynaklanıyordur..
Her tarafı ateşe vermek gibi niyetleri olanlara destek çıkıp sonrada her şeyin
sorumluluğunu başkalarına atmaya çalışmaktır böyle masum rölüne yatmak..
Ülke,o sorunları çözme noktasında yıllarca üzerine düşenleri yapmayıp
"astığım astık,kestiğim kestik" politikasını uygularsa ve yıllarca bu yaptığı yanlışlarla
gurur duyarsa elbette dışarıdan birileri gelip ortalığı karıştıracaktır.
Güçsüz olanlar dışarıdan gelecek baskılara boyun eğmek zorunda kalıyor.
Denize düşmüş yılan misali bir yerlere umut bağlıyor.
Ama güçlü olan devlet arzu etse o yılanın gelip burada fesatlık yapmasını engelleyebilir.
Kibirli davranacağına huzur için ne yapmalıyım diye düşünmesi gerekir.
Devletin yaptığı bir yanlışı bir din alimi neye dayanarak savunacak?
Zaten yaşadığımız bütün sorunların kaynağında herkesin asil görevini unutup
hırsi düşüncelerinin esareti altında "savunmacılık" pozisyonunda olmaya çalışmasıdır.
Klasik birlik ve beraberlik söylemlerinin ötesine geçip varolan sorunlara çözüm sunmak gerekir artık.Sorunların olduğunu kabul ediyorsak çözüm için ne yaptığımızı düşünelim.
Sorun yok düşüncesindeysek,bütün yaşanılanlar ne anlama geliyor diye düşünmeliyiz.
Düşündükçe şöyle bir şey ortaya çıkacaktır, ortada bir sorun var
ya söylenildiği gibi bir sorunlar vardır ya da biz de bir sorun vardır!
Evet dibi inaçları kullanıp bundan menfaatleri olanların varlığı inkar edilemez.İnançları üstüne yatırım yaparsınız ve garip fikirler yaratırsınız; Yani Din sömürüsü… Yeniliklerin inançları bozduğunu kabul ettirirsiniz. Kapalı toplum olmanın sevap olduğunu işlersiniz. Radikal cahiller inançları kendine doğru esnetmeye başlar. Çarpıklıklar başlar.
Bunu gören çağdaş cahiller de bu yanlış üzerinden hareket ederek din düşmanlığına
uygun bir kılıf arıyor.Laiklik kavramı ile bütün dini düşüncelerin gereksiz olduğunu
empoze etmeye çalışıyor.
Bu kadar aşırı bir derecede devletin iyi niyetli,halkın kötü olduğunu düşününceYine para verip savaşlarını ve liderlerini araştırırsınız. Azınlık haklarına oynamaya başlarsınız. Azınlıklar artık garip şeyler istemeye başlarlar. Devletin iyi niyeti, artık suçu haline gelmeye başlar. Güçlü ülkeler onu azarlamaya başlar…
doğal olarak "halk devlet için olmalı" düşüncesi doğuyor,
oysaki olması gereken "devlet halk için olmalı".
Malesef hiçbir zaman devlet halkı için varolduğunu göstermedi.
Devletin parasıyla bozgunculuk yapanlar da bellidir.
Demokrasiyi savunanları "bozguncu",demokrasiye karşı çıkanları "kutsal savunmacı" olarakDemokrasi adı altında bozguncuları ülke yönetimine sokarsınız, kanunların yönü değişmeye başlar.
görmenin klasik bir ifadesi.Şartlar ne olursa olsun demokrasinin olduğu bir ülkede,
kanunlar her zaman demokrasiden yana olmalıdır.Kanunların yön değiştirmesi
korkak olma düşüncesinin yangınlaşmasından kaynaklanıyordur..
Linçleri tasvip eden kamu kurumlarının başındakiler varken,darbe kışkırtıcılığı yapılırken ve asker çıkıp halkın kitlesel tepki vermesini emrederken hangi kıvılcımdan bahsediliyor?Eh artık geriye fazla bişey kalmadı.
Her an başlangıcı yapıp istediğiniz her şeyi yaptırabilirsiniz. Bunun için sadece bir kıvılcım* beklersiniz ki haklı olasınız ve avucunuza alasınız…
Her tarafı ateşe vermek gibi niyetleri olanlara destek çıkıp sonrada her şeyin
sorumluluğunu başkalarına atmaya çalışmaktır böyle masum rölüne yatmak..
Her ülkenin bir takım sorunları vardır.Yararlı bilgi veren bir hikayeyi mi?
Yoksa içinde bulunduğumuz durumu mu?
Gündemimize bir bakın;
Ermeni soykırımı
Yunan politikası, Kıbrıs Rum ve Türk sorunu
Kürt – Türk çatışması
Meclisteki ve yerel yönetimdeki PKK lılar
Asker – Hükümet çatışması
Cumhurbaşkanlığı adayı kim?
Yabancıların arsa alımı ve finans kontrolü
Atatürkçü – İslamcı çatışması
İrtica
Din adamlarının cahilliği ve suskunluğu
Ülke,o sorunları çözme noktasında yıllarca üzerine düşenleri yapmayıp
"astığım astık,kestiğim kestik" politikasını uygularsa ve yıllarca bu yaptığı yanlışlarla
gurur duyarsa elbette dışarıdan birileri gelip ortalığı karıştıracaktır.
Güçsüz olanlar dışarıdan gelecek baskılara boyun eğmek zorunda kalıyor.
Denize düşmüş yılan misali bir yerlere umut bağlıyor.
Ama güçlü olan devlet arzu etse o yılanın gelip burada fesatlık yapmasını engelleyebilir.
Kibirli davranacağına huzur için ne yapmalıyım diye düşünmesi gerekir.
Görevleri insanlara İslam dinini anlatmak olan din alimlerini de devletin menfaatlerini düşünmeye zorlamak kadar saçma bir uygulama olamaz.Din adamlarımız saçma sapan şeyleri tartışacaklarına ülke menfaatini gözeten, ahlaklı ve medeni bir dünya insanı nasıl olmalı diye tartışsalar ya.
Devletin yaptığı bir yanlışı bir din alimi neye dayanarak savunacak?
Zaten yaşadığımız bütün sorunların kaynağında herkesin asil görevini unutup
hırsi düşüncelerinin esareti altında "savunmacılık" pozisyonunda olmaya çalışmasıdır.
Klasik birlik ve beraberlik söylemlerinin ötesine geçip varolan sorunlara çözüm sunmak gerekir artık.Sorunların olduğunu kabul ediyorsak çözüm için ne yaptığımızı düşünelim.
Sorun yok düşüncesindeysek,bütün yaşanılanlar ne anlama geliyor diye düşünmeliyiz.
Düşündükçe şöyle bir şey ortaya çıkacaktır, ortada bir sorun var
ya söylenildiği gibi bir sorunlar vardır ya da biz de bir sorun vardır!
Re: ÜLKEMİZ ÜZERİNE OKUMAKTA YARAR VAR
merak ettim artık sen bu yazıyı yazdınmı, yazdıysan o9 anki ruh halini bilmek isterdim, yoksa nerde3n aldığını merak ediyorum.
her şeye rağmen bu bir düşünce
saygılar;
her şeye rağmen bu bir düşünce
saygılar;
Re: Ülkemiz Üzerine
bana soruyorsan ben yazmadım sadece alıntıdır


