Büyük bir siyasi kriz yaşayan Türkiye’de, 22 Temmuz’da yapılacak olan seçimlerden sonra darbe ve savaş senaryoları konuşuluyor. Sandık sonucuna göre Türkiye’yi bekleyen senaryolar içerisinde AKP’nin yeniden tek başına iktidar olması durumunda askerin siyasete doğrudan müdahale edeceği değerlendirmeleri yapılıyor. AKP’in, bu olasılığı ortadan kaldırmak için aday yelpazesini genişlettiği ve hükümete gelmesi durumunda askerle uzlaşma arayışına gireceği belirtiliyor. CHP ve MHP’nin koalisyonu tahminleri ise Türkiye’nin sınır ötesi operasyona girişerek büyük bir savaşın fitilini ateşleyeceği kaygılarına yol açıyor.
Siyasi partilerin adaylarının kesinleşmesinin ardından, sıra partilerin seçim vaatlerine geldi. Propaganda ve miting çalışmalarına hız veren partiler beş hafta sonra sandıkta seçmenden karnesini alacak. Ancak sandıktan çıkacak sonucun Türkiye’nin yakın geleceğini, önceki seçimlere nazaran çok daha önemli sonuçlara yol açacağı ifade ediliyor. DYP ile ANAP arasıdaki birleşme girişimin başarısızlığa uğraması nedeniyle DP’nin baraj altında görünmesi kısa bir süre önce yapılan seçim tahminlerini bir anda tersine çevirdi.
DTP VE MHP KRİTİK ÖNEMDE
DP’nin barajı aşma şansının azalması ve son dönemlerde çatışmaların artması nedeniyle Ankara’da son günlerde MHP’nin üçüncü parti olarak parlamentoya gireceği tahminleri yürütülüyor. DTP’nin de bağımsız adaylarla grup kurma olanağa elde etmesi halinde parlamentoda kritik bir aritmetik ortaya çıkacak. Bu nedenle MHP’nin barajı geçmesi halinde ne kadar oy alacağı yeni dönemde iktidar seçeneklerini doğrudan etkileyecek öneme sahip.
Kulislerde konuşulan senaryolara göre AKP’nin tek başına iktidar olması veya AKP karşıtı cephede yer alan CHP-MHP koalisyon hükümeti seçenekleri ağır basıyor. Bu seçeneklerin yanında DP ve GP’nin alacağı oy ile parlamentoya girme olasılıkları iktidar seçeneklerini arttıracak. Bu durumda DTP’nin kaç bağımsız milletvekili çıkaracağı da kritik bir tablo ortaya çıkabilir.
AKP’NİN UZLAŞMA ARAYIŞI
İktidar seçenekleri arasında yer alan AKP’nin tek başına iktidarında, geçen dönem askerle arasında çıkan gerilimin devam edip etmeyeceği önemli bir sorun olarak ortada duruyor. Kulislerde, Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la muhtıra sonrası yaptığı özel görüşmede parti içerisinde keskin isimleri tasfiye etme sözü verdiği ve aday belirlerken bu sözüne bağlı kaldığı konuşuluyor. Bu nedenle AKP’nin yeni dönemde askerle arasında krizlere yol açacak konularda uzlaşmacı bir tavır sergileyeceği ifade ediliyor.
AKP’nin yeni dönemde uzlaşma arayışlarının ne ölçüde başarılı olacağı Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ortaya çıkacak. Cumhurbaşkanı Sezer’in referanduma götürme kararı aldığı Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini düzenleyen Anayasa değişikliğine rağmen hükümetin seçim sonrası oluşacak parlamentoda muhalefetle uzlaşarak ortak bir isim belirlemeyi planladığı belirtiliyor.
DEMOKLESİN KILICI: DARBE TEHDİDİ
Aksi taktirde, referandumun ve Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi için yasal sürenin aşılma riskinin erken seçim olasılığını gündeme getireceği, hükümetin de yeni dönemde gerilimlere yol açmamak için Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi konusunu sonraki döneme bırakacağı kaydediliyor. Bu durumda hükümetin, Cumhurbaşkanı seçimleri yeni parlamentoda gerçekleştirmeyi kabul edeceği görüşü ağır basıyor. AKP’nin yeni krizleri göze alması durumunda askerin de siyasete doğrudan müdahale veya darbe girişimlerini göze alabileceği konuşuluyor.
AKP’nin tek başına iktidar olması halinde, bu dönem aşırı bir şekilde üstüne gelen muhalefet ve askeri çevrelere meydan okuma girişiminde bulunacağı tahminleri de yürütülüyor. Ancak, hükümetin bunu dengeli bir şekilde yapabileceği vurgusu yapılıyor. Aksi taktirde üzerinde ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi duran darbe tehdidinin hayat bulacağı kaygıları dile getiriliyor.
DARBE BÖLÜNME RİSKİNE NEDEN OLUR
AKP’nin tek başına iktidarında, ABD’yi karşısına almamak için askerin Güney Kürdistan’a müdahalesine karşı çıkmaya devam edeceği ancak ABD’nin sınırlı izniyle kısa süreli bir operasyona onay verebileceği belirtiliyor. Hükümetin ABD’yi ve Kürtleri karşısına almamak, ekonomik ve siyasi istikrarı sürdürme, askerin inisiyatif ele almasını önlemek amacıyla operasyona tamamen karşı çıkabileceği konuşulan senaryolar arasında bulunuyor ancak, askerin sınırötesi operasyon konusunda darbe tehdidini baskı aracı olarak kullanması durumunda hükümetin savaş ve darbe tercihleri arasında kalarak, zor bir dönem geçireceği yorumları yapılıyor.
AKP’nin darbeyi önlemek için orduya taviz vererek Kürtlerin üzerine gitmeyi de kabul etmesi durumunda Türkiye’nin bölünme riskiyle karşı karşıya kalabileceği kaydediliyor. Türkiye’nin yeni bir darbe sürecine girmesi durumunda dünyadan izole edilebileceği gibi, kendi içerisinde büyük bir toplumsal ayrışma ve buna bağlı olarak etnik çatışmaların artması ile bölünme riskle karşı karşıya kalacağı yorumları yapılıyor.
CHP VE MHP KOALİSYONU SENARYOSU
AKP dışındaki senaryolarda ise CHP ve MHP koalisyonu ağır basıyor. Her iki partinin son dönemlerde siyasi söz birliği yapması nedeniyle seçim öncesi ‘MC Hükümeti’ ilan edildiği yorumları yapılıyor. Türkiye’nin yeni dönemde ‘Milliyetçi (MHP) Cephe (CHP) Hükümeti’ tarafından yönetilmesi durumunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir hükümet ‘Kürt düşmanlığı’ ekseni üzerinden kurulmuş olacak.
Uzun süredir ‘Kızıl Elma Koalisyonu’ olarak değerlendirilen milliyetçi ve ulusalcı kesimlerin Kürt karşıtı birlikteliğinin iktidara gelmesi durumunda, son dönemlerde Güney Kürdistan’a operasyon seçeneği için ordunun talep ettiği siyasi kararlılık da elde edilmiş olacak. Her iki partinin, ABD ve Kürt yönetiminin izni olmadan sınırötesi bir operasyona girişmesi durumunda bunun büyük bir savaşa yol açacağı, bu savaşın da Türkiye’de yüz yıllardır süren Türk-Kürt kardeşliğini bitirebilecek bir noktaya varacağı kaygıları dile getiriliyor.
ÇÖZÜM AKP’Lİ KOALİSYONDA MI?
Kulislerde, AKP’nin herhangi bir partiyle uzlaşmacı bir tablo çizerek koalisyon kurması durumunda, Genelkurmay’ın hükümet üzerindeki baskısının azalabileceği ifade ediliyor. Bu durumda toplumun büyük kesimlerinin de askere karşı hükümetin yanında yer alabileceği ifade ediliyor. AKP’li bir koalisyon hükümetinde sınırötesi operasyon, savaş gibi riskli senaryoların zayıflayacağı ifade edilirken, CHP, MHP, GP ve DP liderlerinin şimdiden AKP ile koalisyona girmeyeceklerini ilan etmesi seçmen nezdinde büyük bir kutuplaşmaya yol açıyor.
Partiler arası bu cepheleşmenin, sandıkta nasıl bir sonuç doğuracağı, seçim sonrası partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sınır ötesi operasyon konularında reel politikaya dönüp dönmeyeceği, bugünlerde en çok merak edilen konuların başında yer alıyor.
Türkiye Darbe ve Savaş Kıskacında
- Siyabend
- Belawela Muhtarı

- Mesajlar:19658
- Kayıt:15 Eki 2006 12:05
- Ruh Hali:Mutlu
- Cinsiyet:Erkek
- Burç:Kova
- Takım:Galatasaray
Son yansıtılan senaryoları gözönüne alırsak, Türkiye üzerinde oyun oynama hakkının sadece bir kesimde olmadığını görüyoruz.
Yani biz kendi halimizde yaşadığımızı düşünürken,
başka güçler bizim üzerimizden çatışma içindedirler.
Kendi aralarında anlaşmamaları bir açıdan Türkiye için bir şans
ama bu şansı nereye kadar sürdürebilir Türkiye?
Kendi kaderini çizme noktasında sürekli yetersizlik içinde olmanın
ruh halini bile yaşamıyor.Kendini olağanüstü güçlü görüyor.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen gözle görülür iyi şeyler de oluyor
eskiden her şey açık açık konuşulamıyordu
artık bu sıkıntının yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz.
Ve ifade özgürlüğü artıkça sorunları çözmek daha kolay olacaktır,en azından
çözümlemeleri sindirme konusunda fazla bir sıkıntı olmayacaktır..
Yani biz kendi halimizde yaşadığımızı düşünürken,
başka güçler bizim üzerimizden çatışma içindedirler.
Kendi aralarında anlaşmamaları bir açıdan Türkiye için bir şans
ama bu şansı nereye kadar sürdürebilir Türkiye?
Kendi kaderini çizme noktasında sürekli yetersizlik içinde olmanın
ruh halini bile yaşamıyor.Kendini olağanüstü güçlü görüyor.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen gözle görülür iyi şeyler de oluyor
eskiden her şey açık açık konuşulamıyordu
artık bu sıkıntının yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz.
Ve ifade özgürlüğü artıkça sorunları çözmek daha kolay olacaktır,en azından
çözümlemeleri sindirme konusunda fazla bir sıkıntı olmayacaktır..


